English

Kimsiniz ?

« önceki

AYŞENUR CONTE

09 Mart 2007 Cuma

Günlerin su gibi akıp gittiği bir çağda küresel ısınmayı azaltmak için kaynaklarımızı kısıtlı kullanmaya yardımcı olmak adına rezervuarların içine birer tuğla koyma önerisini destekliyor... aa.. pardon textler karışmış. Doğa ve Biz programının metinleri burada ne arıyor ? # !! @.. Yayıncılık ciddi iştir beyler. Lütfen işimizi daha düzgün yapalım. Ya canlı yayında olsaydık.. töbe töbeee... hah.. Asıl metni buldum..

Kimsiniz hayranları, sevgili kitle, saygıdeğer izleyicilerimizin tümü,

Hepiniz KİMSİNİZ programımıza hoşgeldiniz efendim. Günlerin su gibi akıp gittiği.. ne diyorduk.. Hayatınızın stresinden kısa bir süre sıyrılıp nefis bir sohbetin içine dalmaya ne dersiniz ? Her zamanki gibi karşınızdaaaaaa Ladddyyyyyy Poooiiinnntttttttt.....

LP: Teşekkür ederim. Programa başlamadan iki şey rica edebilir miyim ?

GD: Tabi Lady'cim, buyrun, nedir konu ? Makyajcıdan mı şikayetçisiniz ? Hemen kovayım. Yoksa program öncesindeki süt banyonuz bu kez biraz ılık mı olmuştu ?

LP:Hayır, bunlar değil. PointLady konusu. Yani haftaya dansını parayla satmayı düşündüğünüz arkadaşlara böyle isim takmışsınız da. Biraz gerildim. Sanki reytingimden faydalanılıyor gibi geldi.. Onun yerine POINTGIRL deseniz.. ?

GD: Süper fikir, teşekkür ederim. Elbette. Diğer konu neydi ?

LP: Konuğum bir hanım. Mümkünse kadın kadına konuşmak istiyorum. Bilmem anlatabildim mi...

GD: Hmm.... Buyrun siz programa başlayın lütfen (Ayy.. Kadınlarla program yapmak ne zor.. Herşey kapris. Yani işini iyi yapmasa bir saniye tutmam ya.. neyse..).

Sevgili Kimsiniz’ciler,

Bu seferki konuğumuz çok ilginç bir hanım. Ne iş yapıyorsunuz dedim, saymadığı iş kalmadı. Zaten ben de onun öyle renkli bir insan olduğunu tahmin ettiğim için tanımak istemiştim. Ama o kadar saydığı iş var, bana gore yine de gerçek yeteneğini söylememiş. Buyrun okuyun bakalım, siz de benim gibi Sevgili Ayşenur Conte’nin aslında bir şair olması gerektiğini düşünecek misiniz ?

Lady Point: Sevgili Ayşenur, siz bu sigarayi ne zaman bırakacaksıniz bakayım ? (Sizin hakkınizda bu kadar merak ettiğim konu var, ama önce bunu sorayım dedim) İçerim içerim kimseyi ilgilendirmez demeyin sakın, siz içince az biraz da ben içmiş oluyorum, ona göre :)

Ayşenur Conte: Eyvah! Sevgili Lady Point, hakkımda merak edilen konular sıralamasında önceliği "sigara" alınca, içimden hemen bir sigara yakmak geçti! Sağlığım/sağlımızla ilgilenmen çok hoş... Aslında yıllar önce bir kere sigarayı bir yıllığına bırakma kararı almıştım...Yaptım. Üçyüzaltmışaltıncı gün yeniden yaktığım sigaranın keyfini unutamam...Kendimi kötü alışkanlıklarımla (sigara da bunlardan biri) bunlara rağmen, kabul etmeyi ve sevmeyi seviyorum. Elbette diğerlerinin benimkinden farklı seçim ve tercihlerine olabildiğince saygılı olmaya çalışarak...
(LP: Ben Ayşenur Hanımı birkaç hafta once Pointin yan salonunda yapılan milongada, içeride değil de dışarıda sigara içerken görmüştüm. Kendisine bu vesile ile teşekkür etmek istiyorum)

LP: Sizin hakkınızda biraz araştırma yaptım, sordum soruşturdum. Bulduğum ortak sonuç şu: Ayşenur çok iyi dosttur, dostu için sonuna kadar gider. Peki mesela birisiyle bu kadar iyi dost olmak, birlikte olduğunuz diğer kişiyle aranızda sorunlara, kıskançlıklara, öncelik sonralık durumlarına yol açmıyor mu ? Yani dostuma destek olayım derken sevdiğiniz kişiyi ihmal durumları yaşanabiliyor mu ?

AC: Dostlar, sevilen kişiler...hepsin yeri ayrı. Sıralama kendiliğinden oluşuyor, durumun aciliyetine, önemine göre. Yetişemediğimde de... dostlar sağolsun!

LP: Duydum ama inanamadım, Bandoneon öğreniyormuşsunuz. Nedir, nasıldır, ne zamandır, biraz anlatırsanız belki bu konuya önayak olabilirsiniz. Hatta bakarsınız bu röpörtajı okuyanlardan heveslenenler olur, sonrasında da Bandoneoncularımız olur, vokallerimiz olur, konserlerimiz olur vs…

AC: İki soru arka arkaya:sevgi/sevgili ve Bandoneon!!! Şimdi nasıl anlatmam:

Evet...Tango evreninden bir "sevgilim" var ! Sevgilimin dedesi Almanmış ama kendisi Arjantin'de büyümüş ve tabiiki bizler gibi, Tango tutkunu! Önce uzaktan "bakışmalar"la başladı "ilişkimiz".

Şu bildik: "ben seni daima tanımış ve sevmiştim" duygusu. Sonra tango müziğinin o büyülü dunyasında düşsel bir yolculuk. Yakalanan ilk fırsatta, bir kaç kaçamak ve masum dokunuş: alevlenen bir tutku!

Artık, benimle birlikte "yaşayan". Ama şimdilik çoğunlukla "uyuyan", onu kucakladığımda beni başka bir boyuta taşıyan BİR BANDONEON'UM VAR! Ellerimi kollarına "kelepçe"leyip,Parmaklarım yanaklarındaki "benlerde" Körükleri açılıp,ciğerlerine hava doldunca...
.....

Şimdilik...İnliyor!!!
Birbirimize acı çektirmeden anlaşmayı öğrenmeye çalışıyoruz !

"ELLERİME BİRLİKTE şarkı söylemeyi ÖĞRET.
NEFESİN ezgiye dönüşsün, ruhum onunla beslensin,
Kalp atışlarım senin wroam-wroam yapan kısa nefeslerinle birleşsin.
Parmaklarım senin ezginle okşasın dans etsin yanaklarında..."
Diyorum Ona, ama... ben henüz "bandoneonca" bilmiyorum...O da "benim dilimi" bilmiyor
Eh "aşk" diliyle anlaşmakta pek yeterli gelmiyor.

Yani, "sözlük" = notalar, bandoneon metodu, "tavsiye" = danışabileceğim "aşk"daşlar, vb.her tür yardıma ihtiyacım var ! Kıdemli "aşk"daşım Dino Saluzzi, söz verdiği gibi ders vermeye Türkiye'ye gelinceye kadar, Bandoneonum ve ben ve "aşkımız" siz dostlarıma emanetiz :) Belki böylece gelecekteki "aşkdaşlarıma" da bir yol açılır!
(LP: Ağzım açık kaldı. Bu nasıl bir aşktır, nasıl bir anlatımdır…itiraf ediyorum ilk okurken bir erkeğe yazıyor zannettim…)

LP: Zamanında bir İtalyan Beyefendi ile evlenmiş birisi olarak, belki siz cevabı biliyorsunuzdur. Sizce bu evlilikler niye yürümüyor ? Yani evliliklerini yürütebilenlerin bilipte, yürütemeyenlerin bilmediği gizli bir sır mı var ? Yani mesela, siz ne yapsaydınız yada yapmasaydınız evliliğiniz devam ederdi ?

AC: Yabancı veya türk pek farketmiyor, belkide asıl soru:"bazı evlilikler neden yürüyemiyor"? Layıkıyla yürütebilenlerden birisi bir "altın recete" verse... "Evliliği yürütmeyi isteyenler Nobeli"ni kazanır sanırım! Evlenilecek adam/kadın, aşık olunacak adam/kadın, ömür boyu dost olunacak adam/kadın gibi imajlar geliştirmişiz bir biçimde...Gerçeklerin bu çerçevelere oturmadığını zamanla anlıyoruz sanırım. Karşımızdakine "yansıttığımız" imaj karşımızdakinin imajıyla tam örtüşmediğini anladığımızda, olan oluyor. Ya o bizim imajımızı yada biz onun imajını "düzeltme" "değiştirme" çabasına giriyoruz. Sınırları zorladığımızda da....Sınırlar neler diye sıralamaya başlarsam konu çok uzar...En iyisi "ben kahveyi o çayı daha çok sevmeye başladı. Sütlü çay, sütlü kahve oluyor ama kahveli çay olmuyor... Sütü de birlikte içmeyi sevmiyoruz" söylevi daha kolay !
(LP: Acaba ‘kahve çay bahane seninle içmek şahane’ mi demek gerekiyor ki ????? Peki benim gibi çay, kahve içmeyenler napsın ?)

LP: Birlikte olacağınız kişinin tango yapmasını tercih eder misiniz ? Yoksa kişisel zevkleriniz konusunda paylaşıma kapalı mısınız ? Ya da Güralp gibi, işi ve aşkı karıştırmamak taraftarı mısınız ? (Öyle daha huzurlu oluyormuş rivayetlerine gore)

AC: Birlikte olacağım kişinin tango yapıyor olması öncelikli değil. Ama yapmıyorsa, benim onun kişisel zevklerine karışmadığım gibi, benim "tango"ma da karışmamalı ! Güralp'e katılıyorum... İş ve aşk karışmamalı; sevgili ve dostlar gibi ;)

LP: Cok tatlı, gayet iyi ilerleyen bir kızınız var. Sizi sürekli beraber görmek de çok güzel. Ama acaba diyorum, siz kızınızı korumak için mi tangoya başlattınız da hep gözünüzün önünde tutuyorsunuz… (işe yarıyorsa dikkate alıcam, o yüzden soruyorum…)

AC: Ben tangoya çok sevdiğim ve istediğim halde geç başlayabildim. Kızımın da ilgi duyduğunu anlayınca, biran once başlamasına yardımcı oldum, ortak bir ilgi alanımız daha oldu. (dikkate alınmaya değer: şimdilik işe yarıyor)

LP: Benim kadar hatta belki benden de fazla milongaya gidiyorsunuz. Ve ben sizi neredeyse başladığınız zamandan beri takip ediyorum ki, dansınızda inanılmaz ilerleme gösterdiniz. Peki normal hayatınızda da her şeyi böyle inatla, tutkuyla, azimle mi yaparsınız ?

AC: Sevdiğim her şeye elimden geldiğince zaman ve emek harcamaya çalışırım, elbette azim, inat ve tutkuyla...Ama ilerleme kaydettiğimi söylüyorsanız bu sadece benim çabam değil, tüm tangodaki arkadaşların,hocaların desteğiyledir.

LP: Dansınızı izlediğim zaman genellikle açık dans ettiğinizi ve figuratif olmayı sevdiğinizi görüyorum. Hatta bazen benim hiç cesaret etmeyeceğim gösterişli figürleri denediğinizi de görüyorum. Gösterişi mi seviyorsunuz, denemeye mi açıksınız yoksa sadelik size gore değil mi ?

AC: Milongaları bir "gösteriş mekanı" gibi düşünmüyorum... Ama tango yaparken, sadece tangoya yoğunlaşıyorum. Açık dans edişim, sanırım biraz acemilikten. Yeni figürler, yeni açılımlar dansa bir tazelik katıyor kanımca... Her an bir sürpriz! Bana çekici gelen, "otomatik" hale gelmemesi... Beden ve müzik uyumunda, kapalı, sadece yürümek... te, çok hoşuma gider !

LP: Asıl merak ettiğim şu; yediklerinize dikkat ederek mi formda kalıyorsunuz, yoksa şimdi isim vermeyeyim, yiyip yiyip kilo almayan şanslı hanımlarımızdan mısınız ?

AC: Diyet receteleri takipçisi hiç olmadım...Yiyip kilo almayacak kadar şanslı da değilim. Bir dönem normal kilomun çook üstünde, oldukça "tombilik" tim. Tangoya başlayalı normal kiloma yaklaştım... (Minik bir sır var elbette. Merak edenler bana özel sorabilirler ).

Özel Soru: Genellikle özel sorularda konuğumun mesleği ve tangoyla olan bağlantısı üzerine soru soruyorum. Ama sizing mesleğiniz konusunda muallakta kaldım açıkçası. Öğretmen diye tanımıştım, sonradan reklamcı o dediler. O da yetmedi ressam dediler. Kafam karıştı. Ayşenur Hanımcım, siz ne iş yapıyorsunuz allahaşkına ?

AC: Roma Güzel Sanatlar Akademisi mezunuyum. Eğitimim ve sonrasında,alanımla ilgili yaptığım öyle çok şey var ki. Ressamlık dışında,şenografi, kostüm tasarımı, italyanca bir edebiyat dergisinde yazarlık, vb,vb...Şu sıralar ingilizce dil öğretimi ile ilgili kitapları "resim"liyorum..

LP: Güzel sohbetiniz ve samimiyetiniz için çok teşekkür ederim. Buyrun Güralp bey, mikrofon sizin.

GD: Teşekkür ederim. Efendim bugün neyi öğrendik ? Kadın kadına sohbetlerin arasına girmemek bazen böyle güzel sonuçlar verebiliyormuş. Sevgili Ayşenur hanıma ve Lady Point hanıma teşekkür ediyor bir sonraki KİMSİNİZ'de buluşmayı diliyoruz.

Unutmayın efendim, rezervuarın içine koyacağınız bir tuğla su tasarrufu yerine rezervuarınızın kopup başınıza düşmesi anlamına da gelebilir..

Hoşçakalın.

« önceki
                Web Stat