English

Günlük

« önceki

KIROYUM AMA PARA BENDE !..

09 Haziran 2017 Cuma

Sevgili Günlük,

Var ya… Senin başına oturup bir şeyler yazmayalı bir hafta değil, sanki bir yıl oldu. Gündem öyle hızlı değişiyor ki artık gündeme bakarak süre tahmin etmek imkansızlaştı. Örneğin biz daha zeytin ağaçlarımız için sızlanırken birden en önemli konu, birçok Arap ülkesinin teröristlere destek olduğu gerekçesiyle Katar’la ilişkilerini kesmesi oluverdi. Ben “bu Arapların hepsi aynı be yau” diye düşünürken, birisinin diğerlerinden farklı olduğunu görünce ciddi bir şekilde şaşırdım doğrusu. Bu olayın tek şaşırmadığım tarafı ise Türkiye’nin o tek başına bırakılan terör destekçisi olduğu söylenen ülkenin yanındayız demesi oldu. Hani “kıroyum ama para bende” diye bir karikatür var ya, işte tam öyle bir durum. Sevgili yeni dostumuz bu ülke oldukça zengin, öyle bir petrol geliri var ki para basıyor. Öyle zengin olunca da ülkemizde önemli şirket, kuruluş, bina, arazi… Neresi varsa hepsi devlet tarafından bu para sahiplerine satılıyor. Tek ortak yanımızın, o karanlık para trafiğini birlikte yürütüyor olduğumuz geliyor akıllara.

İşte şimdi bize yepyeni bir fırsat çıktı !.. İstanbul’u, hatta tüm Türkiye’yi Arap turistlerden kurtarma fırsatından bahsediyorum. Hani İstiklal Caddesine çıkınca etrafımızı saran yüzlerce-binlerce insan var ya, işte onlar. Tek yapacağımız şey Katar’la ilişkilerini kesen ülkelerin dışişleri bakanlıklarına bir şikayet mektubu yazıp “lütfen teröre destek veren ülkeyi destekleyen ülkelerdeki tüm vatandaşlarınızı acilen geri çağırın” dedik mi bütün bu gürültücü, karanlık güruhtan kurtulduk demektir. Evet kardeşim. Madem düşman ilan ettiğiniz ülkeye destek veriyoruz, bize turist-murist göndermeyin lütfen. Değil mi ?.. Sonra bize sadece Katar’lılar kalacak ki onlarla da sorunumuz yok. Onlar zaten İstiklal Caddesinin değil bütün varlıklarımızın içine etmeyle meşguller… NOT: Bunları laf olsun diye yazmıyorum Günlükcüm. Bir gün şöyle bir Boğaziçi gezisi yapıp nelerin, hangi yeşil alanların bu para babalarına satıldığını, nerelerde sarayvari konaklar yapıldığını bir gör, o zaman ne demek istediğimi anlarsın.

Arapları bir kenara bırakıp kendimize dönelim. Ramazan ayı boyunca Point’te ön salonda iftar yemekleri nedeniyle milonga yapamayacağımız taaa geçen ramazandan belliydi. Onun için bu haziranı Buenos Aires’de geçirmeyi planlamıştım. Ancak olaylar öyle gelişti ki Canning’de milonga organize etme sevdasının peşinden şubatta oraya gidince bu yılki uzak mesafe tatil kotamı doldurmuş oldum. Mecburen ramazan ayını İstanbul’da ve Point’in başında geçirmem gerekiyordu. İlk hafta ne oldu ? Milongamızı yapamadık. Sonra anlaşıldı ki bu işi kendi haline bıraksak temmuza kadar bir araya gelemeyeceğiz, o halde kolları sıvayıp bir şeyler yapalım dedim ve yaptım.

Eskiden daha sık kullandığımız Fuji II salonu adeta bizim için “ramazan milongaları” salonuydu. Hemen yönetimle konuşup ramazanın kalan haftalarını o salonda geçirmeye karar verdik. Eski Fuji II’den tek farkı, bar kısmının kesilip arka bölüme ilavesiydi. O halde milongamız daha mini bir salonda yapılacaktı ve onun için adı Point MİNİ olmalıydı. Büyük masaları salon dışına çıkarıp ufak yuvarlak masalara geçince salon ferahladı, neredeyse miniliğinden eser kalmadı. Ortada da kocaman bir pist. Daha ne olsundu. Milonga başlayınca biraz da aydınlatma konusunda pratik yaptık ve dersimizi iyice öğrenmiş olduk. Haftaya süper bir Point MİNİ ile yine birlikte olacağız.

Bu akşam biz salonu eksiksiz hazırlayalım teleşındayken, yağmurun bastırması katılımı olumsuz etkiledi. Olsundu Gelecek hafta Point yine Point olurdu. Bu haftanın bir özelliği de Serçin’in aylar sonra gelip bize müzik yapmasıydı ki bana gayet iyi geldi.

Şimdi yine dinlenme saati. Sonra başka milongalar, sonra çayır, sonra yine Point MİNİ.

İyi geceler dostum,

Güralp

« önceki
                Web Stat